Hangi yüzle kal diyelim gençlere


Fırsat buldukça yurt dışında yaşayan Türklerle görüşmeler yapar fikirlerini alırım. Türkiye’nin dışarıdan nasıl göründüğü ilk sorumdur.

Bu hafta görüştüğüm arkadaşım Almanya’da çalışmaya veya oturma izni almaya çalışanlara danışmanlık hizmeti veren bir işletmenin sahibi olması vereceği bilgilerin güncel ve kritik bilgiler olması açısından önemli. Arkadaşımın ismi İsmail. İsmail bu işi yaparken bir Türk olarak içinin acıdığını söyleyerek başladı sohbetimize. İsmail sadece Türkler’e değil Ermenilere, Suriyelilere, Afganlılara ve Afrikalılara’da danışmanlık yaptığını, sığınmacı olarak oturma izni alabilmek için gerekli şartları sağlamalarında yardımcı olduğunu belirtti. Sadece sığınmacılara değil, yükseköğretim görmüş ve yurt dışında çalışmak isteyen kişilere de danışmanlık yapmakta İsmail.

 Almanya’ya eskiden meslek sahibi yabancıların oturma izin başvurularının çok azı kabul ediliyormuş ama Alman Hükümeti’nin çıkardığı yeni bir kanunla başvuru kabulü çok daha kolaylaştırılmış. Belli bir süreliğine geçici oturma izni veriliyor ve bu süre içinde başvuru sahibinin iş bulması isteniyormuş. İş bulup çalışmaya başlayanların oturma izinleri daimi olarak onaylanıyormuş.

Eğer nitelikli üniversitelerden mezun iseniz ve yabancı diliniz varsa her şey çok kolaymış. Sığınmacı başvuruları için hizmet veren şirket kampanyaları tüm Avrupa ve İskandinav ülkelerinde varmış. Bir nevi nitelikli köle ticaretinin önü açılmış vaziyette.

Türkiye ve diğer ülkelerdeki gençler üniversite tercihleri yaparken bile Avrupa ve Amerika’nın önümüzdeki yıllarda ihtiyacı olabilecek mesleklere yönelmekte olduğunu söylüyor İsmail.

Çalışkan ve akıllı çocuklarımız bu ülkeyi terk ediyor ve terk edecek yani Türkiye’yi kurtaracak kadrolar batıya gidecek. Bir an önce silkinip müdahale etmezsek geleceğimizin güvecesi kadrolar gidecek, biz de İran veya Pakistan gibi çölleşeceğiz.

Neden mi gidecekler?

Kendilerini güvende hissetmedikleri için.

Liyakat ve adalet temelli bir sistemimiz olmadığı için.

Para kazanmak için.

Özgürlük için.

Devletten korktukları için.

En önemli gitme sebepleri bu ülkeye inançları kalmadığı için.

 Peki bizim göremediğimiz neyi görüyor bu çocuklar?

 

Bağırmaktan başka yapabildiği bir şey olmayan politikacıları, eğitim bilimlerinden bihaber din adamlarını,  yayaların üstüne aracını süren sürücüleri, yerlere tükürenleri, kaldırımları işgal eden esnafı, yaya geçitlerine araç park edenleri ve bunları görüp ses çıkarmayan kamu görevlilerini, kul hakkını dilinden düşürmeyen ama vasat çocuklarının devlete kapak atması için kapı aşındıranları, 3-5-8 adet maaş alan emekli milletvekillerini, yemi fazla gelen müteahhit çocuklarının şımarıklıklarını, Müslüman görünümlü görgüsüz lüks meraklılarını, kendileri gibi düşünmeyenlerden nefret edenleri, kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini, iktidar partisi delegesi gibi davranan kamu personelini, menfaati olduğu veya korktuğu için ölü taklidi yapan kanaat sahiplerini, artık sahip olma imkanlarının kalmadığı bilgisayarları ve elektronik cihazları, pahalı demenin hafif kaldığı cep telefonlarını görüyorlar.

İş sahibi olma ümitlerinin kalmadığını ve anne ve babalarının gözlerindeki çaresizliği görüyorlar. İş ve aş olmadığı için aşkın da olmayacağını görüyorlar.

Ve işlerin asla düzelmeyeceğini düşünüyorlar.

İsmail, başvurularda en çok sorun çıkaran kısmın öğrenim sürelerince aldıkları dini dersler olduğunu da ekledi. Yani batı, dinle alakası olmayan köleleri tercih ediyor. Çocuklarının batıda çalışmasını dünden razı olan, kurtuluşun batıda olduğunu düşünen ve bunun için varını yoğunu harcayan ailelere de ufak bir tüyo vermiş olduk. Çocuklarınıza dini eğitim vermezseniz daha kolay iş bulacaklar yurt dışında.

Nihayetinde batı mültecisinden nitelikli elemanına kadar sadece işine yarayanları kabul ediyor. Asıl amaçları mevcut iş gücü açıklarını kapatmak ve emeklilik sistemlerinin devamını sağlamak. Bir nevi geleceğe yatırım yapmak. Merhametli ya da insancıl olmak gibi kaygıları yok.

İsmail, oturma izni onaylandığında her şeyin güllük gülistanlık olmadığını sığınmacıların yeni topluma entegre olmalarının zor olduğunu belirtiyor. Daima kendinizi ispatlamak zorunda olduğunuzu bunun için de ülkenizi ve değerlerinizi kötülemenizi beklediklerini ifade ediyor. Kimlikler arasında bir çeşit adı konulmamış sınırın iki üç kuşak devam ettiğini de ekliyor.

Henüz dizinizin dibindelerken onlara sevdikleri yemeklerden yapın, sarılın ve öpün. Sakın ‘’Ülkende ya da şehrinde kal’’ gibi nasihatler vermeyin sizi dinlemeyecekler.

Onlar kararlarını çoktan verdi. İlk fırsatta gidecekler.

İkna edilebilirler mi?

Bizim çabamıza bağlı.

Avrupa ve Amerika’da olup bizde olmayan hukuk, demokrasi, özgürlükler, ifade hürriyeti, liyakat, insan hakları, eşitlik, adil gelir dağılımı, iş, aş sunabilirsek ve top yekün eğitim/tasarruf seferberliğini hayata geçirebilirsek gitseler bile geri döneceklerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

dryalcincan@dijitalgaste.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl
16Eyl

Kapanmayan yara Adnan Menderes

02Eyl
27Ağs

Lider sıkıntısı

09Ağs

Kaybedenler Cumhuriyeti