Dikiz aynasında Pakistan var


Pakistan denince bizde akla ilk gelen kardeşlik kavramıdır. Sohbetlerde Kurtuluş Savaşı’nda Pakistan halkının gönderdiği yardımlar anlatılır, bu özverili davranışı minnetle anarız.

Kırk yaşın altındaki kardeşlerim pek bilmezler, seksenli yıllarda TRT’yi her açtığımızda bıktırıncaya kadar Cive cive Pakistan şarkısı çalardı. Sebebini sonradan anladık. Meğer toplum mühendisliği kavramı o zamanlar da varmış.   1978 yılı Pakistan’ında General Ziya Ül-Hak darbeyle yönetimi ele geçirmiş, iki sene sonra Bizde de Kenan Evren yine darbeyle yönetime el koyunca kader arkadaşı olmuş bu ikisi. Meğer iki darbeci general pavyon dayıları gibi birbirine yanarlı dönerli marşlar hediye ediyorlarmış.

Kardeşlik baki, peki Pakistan nasıl bir yerdir bilir misiniz?

212 milyon nüfusa sahip Pakistan, kişi başına 1600 dolar milli gelire sahip fakir bir ülke. Gayri safi milli hasılası Türkiye’nin üçte biri seviyesinde ve Dünya’nın 40. büyük ekonomisi. Okuma yazma oranı %50 civarındadır. Orta ve alt tabaka halk için devlet okulu imkanı olmadığından bu açığı tarikatlar ve medreseler kapatmaktadır.

Dünyanın uyuşturucu üretim merkezlerindendir ve dünyanın en çok eroin tüketen ülkesidir. Bağımlı sayısı 4 milyon civarındadır.

Su, ses ve hava kirliliği Pakistan’ın özellikle Karaçi’nin ciddi bir sorunudur. Karaçi’nin kirli havası insanların ömründen en az beş yıl çaldığını belirtir uzmanlar.

Karaçi’ye  giderseniz ara sokaklara tuvaletini yapıp çamurlu sularla abdest alan insanları görünce daha bir seversiniz Türkiye’yi ve Müslümanlar adına hicap duyarsınız.

Kadın ve çocuk istismarının çok yüksek olduğu bir ülkedir.

Dünya’da Pakistan denince tek adamlık, bozuk gelir dağılımı, yolsuzluklar ve darbeler akla gelir. Derin devletçilik oynayan generaller, eğilip bükülen yargı sistemi, mezhep savaşları ve suni olarak şişirilen Hindistan’la olan gerilim üstüne inşa edilen iç siyaset ülkeyi her geçen gün uçuruma sürüklemektedir. Uluslararası ilişkileri istihbarat örgütlerinin oyunundan ibaret sanan çapsız askerlerin son marifetlerinden biri de Afganistan Taliban’ına verdikleri desteğin ortaya çıkmasıdır. Besledikleri militanlar bir süre sonra geri dönmüşler ve Pakistan’ı yangın yerine çevirmişlerdir. İki buçuk milyon Afgan mülteci de Pakistan’ın dertlerine dert katmaktadır.

Size de tanıdık geliyor mu bu saçmalıklar?

Gelelim Pakistan’ın son on yıl içinde düştüğü tuzağa, burası bizi çok ilgilendiriyor. Son yıllarda Pakistan’da Çin yatırımları çok artmış vaziyette. Çin’den alınıp ödenemeyen veya vadesi uzatılan krediler sebebiyle Pakistan tam bir icralık esnafa dönmüş halde.

Pakistan Başbakanı İmran Han, Temmuz başında ‘’Çin'in tek partili modeli batılı seçim demokrasilerinden daha iyi’’ diyecek kadar Çin’e teslim olmuş ve Uygur Türkler’i için de ‘’Doğu Türkistan'da insan hakları ihlali yaşandığından emin değilim’’ diyen bir lider. Pek yakında benzer cümleleri bizimkiler de kurarsa şaşırmayınız.

Bu kafayla biz de birkaç yıl sonra Pakistan olur muyuz?

Olabiliriz, maalesef olabiliriz.

Çünkü onlar da dini siyasete alet edenler, tek adamlar ve sakalsız generaller tarafından bu hale getirildi.

Bizim Pakistan olmamız bizi yönetenlerin işine gelir. Kolay yönetilen bir milleti; narsist siyasi liderler, iş dünyası ve askeri-sivil bürokrasi pek sever.

Ayrıca bizim Pakistan’a benzememiz Avrupa’nın, Amerika’nın ya da Çin’in çok umurunda olmaz, hatta bedavadan yetişmiş insan gücü kaynağı Avrupa ve Amerika’nın işine gelecektir.

Aklımızı başımıza almazsak IQ’su 90’ın üstünde herkesin kaçmaya çalıştığı, her yönden çölleşmiş, orta çağ karanlığına gömülüp tapuyu Çin’e kaptırmış bir ülke olan Pakistan olma tehlikemiz maalesef var.

Biz ne olduğumuzdan çok kimin tarafında olduğumuzu önemsemeye devam edersek varacağımız istasyon Pakistan olacaktır. Dini itikadımızı ahlak temelli bir yapıya kavuşturmamız acil yapılması gerekenlerdendir. Siyasetçiler tarafından sözüm ona devlet eliyle dini yaymaya çalışmanın risklerini Afganistan, İran ve Pakistan örneklerinden dersler çıkararak tekrar düşünmeliyiz.

Ve bir an önce otoriter ve popülist siyasetin cazibesinden kurtulup demokrasiyi merkeze alan bir anlayışla vatana sahip çıkmak zorundayız.

Pakistan’ın Mehmet Akif’i olan Şair Muhammed İkbal ‘’Tehlike, kudreti imtihan eder’’ der. Tehlikenin farkında olanlara soralım:

Tehlikeyi savuşturacak siyasi cesaret ve gücünüz var mı?

dryalcincan@dijitalgaste.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl
16Eyl

Kapanmayan yara Adnan Menderes

02Eyl
27Ağs

Lider sıkıntısı

09Ağs

Kaybedenler Cumhuriyeti