Bilgeliğe giden farklı bir yol, maraton koşmak


Yıllar önce Fenerbahçe - Galatasaray takımları arasında bol şiddet ve kavga içeren bir maç sonrası takımım Galatasaray’ı ve futbol vb. rekabetçi, şiddete yatkın sporlarla tüm alakamı kesmiştim. İnsana hiçbir değer katmayan, eğlendirmeyen ve analitik düşünmeye yönlendirmeyen itişip kakışmalı sporlardan uzak durdum uzun süre. Sporun insanı özellikle gençleri gerçek hayata hazırlayan çok önemli bir kavram olduğunu; paylaşım, ekip ruhu ve sosyalleşme gibi birçok olumlu davranışı kazandırması gerektiğini düşünenlerdenim.

 Kırklı yaşlara yaklaşırken beliren tansiyon problemi sebebiyle tekrar bir spor arayışına girdiğimde doktorumun tavsiyesine uyarak düşük tempolu koşulara başlamış oldum. Pistte tanıştığım arkadaşların da verdiği cesaretle uzun mesafe koşuculuğuna giriş yaptım. Uzun mesafe koşmanın sadece koşmak olmadığını keşfettim bu süreçte.

Maraton, adını M.Ö. 490 yılında Atina’nın yaklaşık 40km uzağındaki Maraton Ovası’nda yapılan Maraton Savaşı’ndan almaktadır. Söylenceye göre Pers’lere karşı Yunan’lıların zafer haberini Atina’ya hiç durmadan koşup ulaştıran ulağın hikayesinden esinlenmiştir. Ulağın haberi verdikten sonra öldüğü söylenir.

Uzun mesafe koşuları, yarı maraton, maraton ve ultra maraton olarak sınıflandırılabilir. Resmi maraton dereceleri dünya rekoru yerine en iyi derece olarak kaydedilir çünkü hiçbir maratonda parkurları standardize etme imkanı yoktur. Uzmanlar uzun yıllardır 42.195 m’lik maratonu iki saatin altında koşmanın mümkün olmadığını belirtirlerken Kenyalı atlet Eliud Kipchoge 2019 da Viyana’daki yarışta maratonu iki saatin altında koşarak tarihe geçmiştir.

Bir uzun mesafe koşucusunun tek rakibi kendisidir. Sporcu öncelikle kendini tanır ve limitini bilir. Rakibi kendisi olduğu için zihni ve bedeni kapsayan bir programla kendini disipline ederek sınırlarını geliştirme gücüne de sahip olduğunu bilir. Uzun mesafe koşucusunun diğer spor dallarının aksine anlık heyecanlara, motivasyonlara ve adrenaline ihtiyacı yoktur. Mantık, bilim, dayanıklılık ve inancın bileşimiyle ancak başarıya ulaşılır.

Gaza gelip hiçbir hazırlığınız olmadan ‘’Ben yarın uzun mesafe koşacağım’’ diyemezsiniz. En az bir iki aylık bir hazırlığınız olmak zorundadır yoksa kendinizi ortopedi kliniğinde bulmanız işten bile değildir. Günlük antrenmanlarınızın, sıkıcı beslenme programınızın ve döktüğünüz terlerin karşılığını mutlaka alırsınız. Futbol ya da basketboldaki gibi son saniye golü ile yıkılmak yoktur maratonda. Ortada kollayacağınız veya kıskanacağınız bir rakibiniz yoktur, ihtiyacınız olan sabır ve disiplindir. Maraton belli bir yaştan sonra yapılması sakıncalı nankör sporlardan da değildir, müsabakalarda her yaştan maratoncuya rastlarsınız.

Maraton sabahı sıradan bir günmüş gibi kalkar hafif bir kahvaltı sonrası başlama noktasında beklemeye başlarsınız. Start verilir, kronometrenizi açar kalabalıkta kimseye çarpmamak için etrafı kollarsınız. Müzik çalarınızdan Bon Jovi’ den ’’It’s My Life’’ ı açıp kendinizi rüzgara bırakır ve şu dizeleri mırıldanmaya başlarsınız:

‘’Bu kalbi kırılmışlar için bir şarkı değil

İnancı bitmişler için sessiz bir dua değil

Kalabalıktaki herhangi bir yüz olmayacağım

Yüksek sesle bağırdığımda sesimi duyacaksın

İsmini çağırdıklarında dik dursan iyi olur

Eğilme kırılma bebek, iddiandan vazgeçme’’

Hele koştuğunuz İstanbul Maratonu’ysa köprüden geçerken uçtuğunuza eminsinizdir ama ispatlayamazsınız.

 Hava durumu, parkur şartları, seyirci ve rakım önemlidir. İlk yirmi otuz kilometre sıkıcıdır ve kısıtlı olan sabrı dikkatli bir şekilde kullanmak gerekir. Maratonun 20. km’sinden sonra başlayan kas ağrıları 25. km’ye kadar sürer. Eğer 25-30. km’leri geçtiyseniz artık tünelin ucundaki ışığı görmeye başlarsınız. Sizin için yeni bir hayat başlar.

Aynı hayat gibidir maraton; başarı için disiplin, inanç ve sistematik çalışma şarttır. Ve ‘’Herkese, işlediği amelinin karşılığı tam olarak verilir.’’ Ayeti yankılanır kimi dimağlarda. Maratoncu haddini bilir ve hep yalnızdır. İki maratoncu arkadaş asla yan yana koşup yan yana bitirmezler maratonu çünkü herkesin kendine ait bir limiti vardır ve koşu esnasında o limite ulaşmak sporcu için her şeyden daha çekicidir. Heybenizde hep zor anlar için saklamanız gereken güç ve inanç olmak zorundadır. 42.195 metrelik mesafe sonunda bitiş ipini göğüslediğinizde bedeninizdeki enerji tükenmiş olsa da ruhunuzun güçlendiğini hissedersiniz.

Bitirmek kazanmak kadar değerlidir. Söz tutulmuş, dayanıklılık testinden başarıyla geçilmiştir. Kaybedeni olmayan bu içsel mücadeleyi bitiren her sporcu şampiyondur ve madalyayı hak etmiştir. Maratonu bitirenin asıl ödülü bu zorlu testten tam not alan iradenin, adı bilgelik olan menzile bir adım daha yaklaşmasıdır.

 

 

 

dryalcincan@dijitalgaste.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl
16Eyl

Kapanmayan yara Adnan Menderes

02Eyl
27Ağs

Lider sıkıntısı

09Ağs

Kaybedenler Cumhuriyeti