Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarına yönelik belirsizlikler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gezi Parkı davası kapsamında tutuklu bulunan ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili olan Can Atalay’ın, AYM kararına rağmen tahliye edilmemesi konusunu değerlendiren Kurtulmuş, AYM kararlarının TBMM tarafından nasıl uygulanacağına dair belirsizliklere dikkat çekti.

Anayasa'nın İlk Dört Maddesi Üzerine Tartışmalar

Cemal Enginyurt'tan HÜDA-PAR açıklaması: Mahkemeye verdim Cemal Enginyurt'tan HÜDA-PAR açıklaması: Mahkemeye verdim

Kurtulmuş, Anayasa'nın ilk dört maddesiyle ilgili yapılan tartışmaların lüzumsuz olduğunu belirterek, bu tür tartışmaların Türkiye'yi gereksiz zaman kaybına sürükleyeceğini ifade etti. Habertürk’te katıldığı canlı yayında, TBMM'deki büyük çoğunluğun bu maddelerle ilgili değişiklik talebinin bulunmadığını belirten Kurtulmuş, konunun tekrar gündeme getirilmesinin gereksiz olduğunu vurguladı.

Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına ilişkin eleştiriler hakkında Kurtulmuş, TBMM'nin Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını değiştirme yetkisi bulunmadığını ifade etti. Kurtulmuş, "TBMM olarak her şeyi yapabiliriz, hatta yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebiliriz. Ancak yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, "Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi'nin bize yazdığı bir metin yok. Anayasa Mahkemesi'nin hangi kararını okutacağız?" ifadelerini de ekledi.

YENİ ANAYASA DÜZENLEMELERİ
Kurtulmuş, Meclis'te bulunan partilerin ya yeni bir anayasa yapma ya da köklü değişiklikler önerme konusunda seçim beyannamelerinde ve parti programlarında ifadelerde bulunduklarını hatırlattı. "Birinci tur bitti. Bundan sonrasını inşallah güzel, açık bir şekilde yürüteceğiz" diyen Kurtulmuş, sürecin TBMM'nin öncülüğünde yürütüleceğini ve sadece siyasi partiler değil, tüm toplum kesimlerinin bu sürece dahil edileceğini belirtti.

Kurtulmuş'un Can Atalay'a ilişkin açıklamaları şu şekilde:

Can Atalay Oturumundaki Kavgayı Yorumladı

"Tarihi bir günden sonra 16 Ağustosta yaşadığımız şeyi hiç yaşamamayı dilerdim. Bir milletvekili kalkıp tamamiyle provoke ederek kötü bir üslupla, çok yıkıcı ve kırıcı bir dille parlamentoyu tahrik etti. O görüntülerin hiçbiri kabul edilemez. Bu Türkiyeye, TBMM'ye yakışmadı. Hele hele bir gün evvel ki ortak duruşa hiç yakışmadı. Siyaset evet bir mücadele alanı. Fikirlerinizle mücadele edersiniz ama 'Üslubu beyan ayniyle insan.' Bir insan ne konuşuyorsa odur. "

"Eski siyaseti hatırlayın birbirlerine ne kadar ağır sözler söylemişler ama ironi içerisinde hatta zaman zaman mizahın unsurlarını da kullanarak. Bu da siyasetti. Rakibini değersizleştirirsen senin değerin kaç para eder. Öncelikle buradan bütün başkan vekillerini toplayarak, bir daha milletvekillerinin böyle bir görüntü içerisinde olmaması için ortak bir hareket zeminini oluşturacağız. Meclisin vakar içerisinde yönetilmesinin temin edilmesi lazım. "

"Akif Bey neye üzülüyorum biliyor musunuz bir yıl içerisinde rakamları aldık önümüze, Meclisten onlarca yasa çıkmış, onlarca saat tartışılmış, iktidar partileri, muhalefet partileri bazı şeylerden feragat etmiş, Mecliste büyük bir çalışma ortamı ortaya çıkmış, bu kadar emek, bu kadar nitelikli tartışmanın olduğu bir Mecliste bunların hiçbiri konuşulmuyor, bir yıllık emek o günkü kötü görüntüler ve söylemlerle çöp tenekesine atılıyor. TBMM bunu hak etmiyor."

"Siyasi magazinlere girmek istemem, benim üslubum değil. Meclisi yönetme sırası Bekir Bozdağdaydı. Meclis kapanırken son oturumu yöneten Celal Adandı, ondan sonra Bekir Bozdağ geldi, zaten sıra Gülizar Hanımda olsa Gülizar Hanım yönetecekti bu bir. İkincisi toplantı olağanüstü toplantı olduğu için, teamül gereği meclis başkanı istediğini görevlendirebilir. Son oturum Celal Adan ile bittiği için ondan sonraki sıra Bekir Beydedir. Yanlış bir bilgi günlerce konuşuldu.

CHP'den Can Atalay İçin 2. Oturum Çağrısı

"Herhangi bir şekilde benim önüme gelen olağanüstü toplantı talebi yoktur. Enis Berberoğlu ve Gergerlioğlu davaları, geçtiğimiz dönemlerde olan davalar. Birisinde 14. Ceza Mahkemesi ötekinde Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi, onların verdiği hapis cezası Yargıtay tarafından onanmış, sonra Mecliste okunmuş, milletvekillikleri düşürülmüş, ondan sonra Anayasa Mahkemesine gitmişler, mahkeme demiş ki bu bir hak ihlalidir , yerel mahkemeye göndermiş, yerel mahkeme demiş ki tamam bu hak ihlalidir. Mahkeme kararı Mecliste okunmuş ve tekrar milletvekilliklerine kavuşmuşlar. Burada meselenin ilk kısmında mahkeme kararını vermiş, bakın şu haksızlığı kimsenin yapmaması lazım, tekrar Anayasa Mahkemesine gidilir ve Anayasa Mahkemesinde ikinci bir şekilde hak ihlali kararı gelirse diye mahkemenin kararı bize Yargıtay tarafından gelmiş olmasına rağmen biz bir müddet Anayasa Mahkemesinin vereceği ikinci kararı bekledik ki iki işlem yapılmamış olsun diye. Ama yerel mahkeme kendi kararında diretti ve biz anayasanın ilgili hükmü gereğince bize gelen kesinleşmiş yargı kararını okumak durumundaydık ve onu okuduk böylece milletvekilliği sonlanmış oldu."

'AYM'den Meclis'e Gelmiş Bir Yazı Yok'

"Anayasa Mahkemesinden zaten TBMM'ye gelmiş bir yazı yok. Anayasa Mahkemesi verdiği kararda... Şimdi iki tane Anayasa Mahkemesi kararı ile ilgili evrak var. Biri verdiği karar, birkaç ay evvel verdiği karar, orada diyor ki zaten zımni olarak Anayasanın 84. maddesinin 2. fıkrasından dolayı milletvekilliği düşürülenler için ben Anayasa Mahkemesi olarak karar veremem. Yani Anayasa Mahkemesinin yetkisi altında değildir. Burada hukuk bir takım prosedürler içerisinde yürüyor. Bizim prosedürlerimizde Anayasa Mahkemesinin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız."

"Burada maalesef iki yargı kurumu arasında içtihat farklılığı diyelim. Sonuçta TBMM açısından sonlanmış bir süreç var. TBMM isterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir. Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var. Ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok. Aynı konu üzerinde olağanüstü toplantı talep edilemez. Geçen sene 3 tane olağanüstü toplantı talep edildi. Bunlardan ikisini hemen karşıladık diğeri ise zaten Meclisin açılmasına kısa bir süre vardı o talebi karşılamadık. Bu olağanüstü toplantı meselesini çok sıradanlaştırmamak lazım."

Editör: Haber Merkezi